AMSTERDAM
Yasin TURAN
Bu ay hep beraber Kuzeyin Venediği olarak da adlandırılan Amsterdam’ı gezeceğiz. Son zamanlarda gezginlerin en fazla ilgi gösterdiği şehir olan Amsterdam; renkli gece hayatı, kanalları, köprüleri ve sokak lezzetleriyle öne çıkmaktadır. Ayrıca geniş parkları ve arabalardan çok sokaklarda sıkça göreceğiniz rengarenk bisikletler de dikkatten kaçmıyor. Aslında kışları ve sonbaharı çok soğuk geçen Amsterdam’a gelmek için en ideal zaman aralığı, nisan ve ekim ayları arasında kalan zamandır. Eğer siz de benim gibi aralık ayında gelirseniz oldukça sıkı giyinmelisiniz.
Amsterdam Schiphol Havalimanı, hava ulaşımında dünyanın transit merkezlerinden biri olduğu için her daim büyük bir kalabalık ve karmaşa içindedir. Bu yüzden Amsterdam seyahatinizde bunu da dikkate almalısınız. Hollanda’da yaşayan Türklerin çok olması ve Türkiye’den çok fazla turist gelmesi nedeniyle sokaklarda fazlasıyla Türkçe konuşan insana rastlamanız mümkündür. Şehri gezmek için en ideal 3 yol; bisiklet kiralamak, kanal içi tekne turlarına katılmak veya bolca yürümek.
Planım; ilk gün tekne turu, ikinci gün ise bolca yürümek. Havaalanından çıkıp tren ile Amsterdam merkez istasyona geliyorum. Öncelikle şehir merkezinde ayarlamış olduğum otelime eşyalarımı bırakıp sonrasında tekne turu ayarlıyorum. Tamamen panoramik teknelerle irili ufaklı kanallardan geçerek rehberin anlatımıyla Amsterdam’ın önemli noktalarını geziyoruz. Yaklaşık 75 dakika süren kanal turu ortalama 15 € civarındadır. Tekne turu güzergahında gemi şeklinde tasarlanmış olan Bilim Müzesi, Merkez İstasyon, Rembrandt’ın Evi, Anne Frank Müzesi gibi önemli noktalar var.
1) NEMO BİLİM MÜZESİ
İtalyan mimar Renzo Piano tarafından tasarlanmış olan devasa gemi şeklindeki yapı, ülkenin en büyük bilim merkezidir. İçerisinde bulunan sergi, deney ve oyun alanları her yaştan ziyaretçinin ilgisini çekmektedir. Nemo Bilim Müzesi ilk olarak 1923 yılında Museum Van Den Arbeid olarak kurulmuş, 1997 yılında adı değiştirilmiştir.
2) Rembrandt’ın Evi Müzesi
Hollanda’nın ünlü ressamlarından Rembrandt’ın 1639-1660 yılları arasında yaşadığı ev müzeye çevrilmiştir. Yakın zamanda da binaya modern bir ek yapılmış ve ünlü ressamın hayatı ile eserlerine ışık tutan bir müze olarak ziyarete açılmıştır. Müzede ünlü ressamın kendisine ve öğrencilerine ait olan eserler, kullanmış olduğu bazı eşyalar, çizimlerinde kullanmış olduğu büstler, antikalar, bitki ve hayvan fosilleri gibi objeler mevcuttur. Müzeyi gezmek yaklaşık 2 saatinizi almaktadır.
3) Anne Frank Evi
Tuttuğu günlükler ile Holokost’un simgesi kabul edilen Anne Frank’ın 1942’de 2 yıl Nazilerden saklandığı bu ev, 1960 sonrasında Anne Frank’ın anısına müze haline getirilmiştir. Hollanda’da Rijksmuseum ve Van Gogh Müzesi’nin ardından en fazla ziyaret edilen müzedir. Bu müzeyi 2013 yılında 1,2 milyon kişi ziyaret etmiştir. Burası, Amsterdam’ın tam merkezi kabul edilen bir bölgedir. Genellikle bilet bulmak çok zordur ve eğer burayı ziyaret etmek isterseniz bileti çok önceden online olarak almalısınız.
4) Rıjksmuseum
Rijksmuseum, Amsterdam’da müzeler meydanı bölgesinde yer alan Hollanda Ulusal Müzesi’dir. Bu müzede sanat, zanaat ve tarih alanındaki eserler sergilenmektedir. Müzede Jakob Van Ruisdael, Frans Hals, Jan Steen ile Rembrandt’a ait atölyesinde çalışan öğrencilerin yaptığı eserler mevcuttur.
5) Van Gogh Müzesi
Hollanda’nın ünlü ressamlarından Vincent Van Gogh’un çalışmalarının yer aldığı bir müzedir. Ulusal bir müze olan bu binayı 2014 yılında 1,6 milyon kişi ziyaret etmiştir. Bina, Gerrit Rietveld tarafından yapılıp 1973 yılında açılmıştır.
Birinci günün sonunda, kanal turumu ve bazı müze ziyaretlerimi tamamlamış olarak otelime dönüyorum.
İkinci günümde hafif yağmur altında bolca yürümek ve kanalları, köprüleri yürüyerek keşfetmek ile gezime devam ediyorum.
Öncelikle Dam Meydanı‘na gidiyorum. Beni bütün ihtişamıyla Hollanda Kraliyet Sarayı karşılıyor. Burası, Hollanda’da bulunan 3 adet saraydan birisidir. Karşısında Ulusal Anıt ve hemen yanı başında The New Church vardır. Yapı 1665’te Amsterdam yöneticileri tarafından belediye binası olarak açılmıştır. Jacop van Campen tarafından yapılan bina, bugün kraliyet sarayı olarak bilinmektedir. Günümüzde kraliçe, devlet ziyaretleri ve resmi işlerde, aynı zamanda yeni yıl resepsiyonunda kullanmaktadır.
15.yüzyıldan kalma The New Church, Dam Meydanı’nın en önemli eserlerinden birisidir. 1814 yılından itibaren Hollanda monarşisinin taç giyme törenleri bu kilisede yapılmaktadır. Bu eşsiz yapının en önemli parçaları 1649 yılında yapılan Vaiz Kürsüsü ve 1670 yılından kalma org ve bronzdan yapılmış koro sahnesidir. Ayrıca bu meydana bakan bir diğer yapı da Madame Tussauds Balmumu Heykel Müzesidir. İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenlere ithafen yapılmış olan Ulusal Anıt da Dam Meydanı’nın bir diğer sembol yapısıdır. 22 m uzunluğunda bir obiliks olan ulusal anıtta, gömülü olarak 11 şehre ait toprakların olduğu vazolar vardır.
Dam Meydanı’ndaki gezimi tamamlayıp merkez istasyona doğru yola koyuluyorum. Yol üzerindeki Pancakes Amsterdam isimli cafeye uğrayıp Hollanda’nın en meşhur sokak lezzetlerinden olan pancake ve churros yiyorum.
Daha sonra başlıyorum kanallar arasında Amsterdam sokaklarını karış karış gezmeye. Kaç adet köprü geçtiğimi, kaç adet kanal boyunca yürüdüğümü sayamıyorum bile. Yol kenarlarına ve köprü üstlerine park edilmiş binlerce, on binlerce bisiklet ve her biri bir sanat eseri olan meşhur Amsterdam Evleri dikkatimi çekiyor. Ortalama yaşları 300 yıllık olan bu değişik mimarideki evler, kanalların arasında oldukça yeni duruyor. Bir de dikkatimi her evin çatısında bulunan kanca sistemi çekiyor. Öğrendiğim kadarıyla genellikle dar olan bu binalarda eşya taşımak çok zor olduğu için, hepsi için yukarı eşya taşımak amacıyla özel olarak makara sistemi yapılmış.
Amsterdam’ın altını üstüne getiriyorum yürüyerek. Haliyle biraz acıkıyorum ve bu sefer de diğer bir sokak lezzeti olan Hollanda usulü patates kızartması alıp deniyorum. Tadı gerçekten müthiş. Herkese tavsiye ediyorum.
Artık zamanım doluyor ve otelime gidip eşyalarımı toparlıyorum. Havalimanına gitmeden bir tane de yel değirmeni ziyaret etmeyi planlıyorum ve Amsterdam gezimi sonlandırıp güzel ülkeme geri dönüyorum.











