AMASYA
Şehzadeler Şehri, Elma ve Kirazın başkenti, Ferhat ile Şirin, Amasya Kongresi ve daha niceleri. Bu ay orta Karadeniz’in şirin ve tarihi şehri Amasya’dayız. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde şehzadelerin eğitim merkezi olan Amasya tarih boyunca on üç farklı medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yaklaşık 9000 yıllık geçmişi ile Amasya ziyaretçilerine çok farklı kültürlerden izler sunmaktadır. Amasya tarih boyunca, Anadolu’da müzik ile tedavi uygulanan ilk tıp merkezine, Ferhat ile Şirin aşkına, Pontus Kaya Mezarlığı başta olmak üzere pek çok özel kültüre, tarihi yapıya ve efsaneye ev sahipliği yapmıştır. Merkez ilçe dâhil 7 ilçesi bulunan Amasya’da nüfusun yüzde 40 gibi bir oranı Şehir merkezinde bulunmaktadır.
Amasya denildiğinde, ilk akla gelen Amasya elmasıdır. Şehir merkezindeki kafe ve çay bahçelerine giderseniz, içinde elma tanelerinin bulunduğu elma çaylarının servis edildiğini de görebilirsiniz. Amasya yöresel mutfağı da oldukça zengindir. Merzifon usulü keşkek, Amasya çöreği, Osmanlı’da bir savaş aleti olan topuzlar üzerinde servis edilen topuz kebabı, kuzu etinin en leziz hallerinden biri olan şıngır kebabı, yaprak dolmasının bakla ile birlikte pişirildiği Baklalı dolma, çökelekli pide ve kalburabastı tatlısının yöresel versiyonu olan Amasya tatlısı da burada deneyebileceğiniz meşhur lezzetlerdir. Neyyire Artizan Lezzetler Restoranda Kahvaltı yapmanızı ve Amesia Mutfağında ise yöresel lezzetleri tatmanızı öneririm. Elması meşhur olan bir şehirde tabi ki elma ile alakalı hediyelik eşyalarda çok popüler olmakta. Elma kurusu, elma çayı, elma kolonyası, elma sirkesi ve elma figürlü hediyelik eşyalarda sevdiklerine hediyelik bir şeyler almak isteyenlere güzel seçenekler sunmakta.
AMASYA ARKEOLOJİ MÜZESİ
Amasya merkezde bulunan Amasya Arkeoloji Müzesi, şehir merkezine 2 km uzaklıktadır. Amasya’nın arkeolojik hazineleri ve uzun tarihinin her katmanından izler taşıyan Amasya Arkeoloji Müzesi’nde, Roma ve Yunan medeniyetleri dâhil farklı medeniyetlerden eserlerin sergilendiği bir müzedir.
700 yıllık mumyaların da bulunduğu müzede, Hititlerin ve diğer medeniyetlerin antika silahları, madeni paraları, ahşap işçiliği ile Gök Medrese Camii’nin orijinal kapısı, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’ne ait sikkeler, el yazmaları ve pulların gibi toplamda 24 bin eser sergilenmektedir. İlk olarak 1925 yılında II. Bayezid Külliyesi içinde kurulan Amasya Arkeoloji Müzesi 1980 yılında bugünkü yerine taşınmıştır.
KRAL KAYA MEZARLARI
Amasya merkez ilçesinde bulunan Kral Kaya Mezarları, merkeze 1 km uzaklıktadır. Amasya’nın tepesindeki Kral Kaya Mezarları, Harşena Kayalarına oyulmuş eski bir kraliyet sarayı ve Pontus krallarının mezarıdır. Gündüz ya da gece gidildiğinde, insan yapımı bu kaya oluşumları oldukça etkileyici manzaralar sunmaktadır. Toplamda 18 kaya mezarının bulunduğu bu tarihi yer, Pontus Krallığı’nın başkenti olması ile de özel bir yere sahiptir. Antik çağda hüküm süren Pontus krallarının mezarlarına ev sahipliği yapan bölgede, mezarların arka kısımlarına oyulmuş geçitlerden geçerek şehrin etkileyici manzaralarına tanıklık etmek de mümkündür. Teknolojinin gelişmediği ve makinelerin olmadığı bir dönemde, bu kadar etkileyici mezarların oyulmuş olması ile Amasya seyahatinde görülmeden geri dönülmemesi gereken bir yerdir.
YALI BOYU EVLERİ
Amasya Merkeze girer girmez Yeşilırmak kıyısında dizilmiş evler mimarisi ile dikkat çekiyor. M.Ö 5000’li yıllarda yerleşim görülen Amasya’da birçok uygarlıklar yaşamış, Türklerin Anadolu’ya girmesinden sonra 1075 yılından itibaren Türklerin memleketi olmuş. Evler de doğal olarak klasik Türk Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyor. Ahşap ve hımış tekniği ile yapılan evlerin Selçuklu ve erken Osmanlı döneminden olanları günümüze ulaşamamış ancak geç Osmanlı döneminden kalanları restore edilerek kullanıma açılmış. Amasya’da 1915 yılında ve 1939’da yaşanan depremler ve sel felaketleri zaten çok dayanıklı olmayan evlere hasar vermiş. Bu evler arasında en az etkilenen Hatuniye bölgesi evleri restorasyonlarla şehri süslemeye devam ediyor. Bu bölge 1. Derecede sit alanı ilan edilip evler koruma altına alınmış.
II. BEYAZID KÜLLİYESİ
Osmanlı sultanı II.Beyazid tahta geçtikten sonra uzun yıllar şehzadelik yaptığı Amasya’ya kendi adı ile külliye yapılmasını emretmiş. Oğlu Şehzade Ahmed 1485-1486 yıllarında cami, medrese, imaret, mektep ve köprüden oluşan külliyeyi yaptırmış. Günümüzde mektep yıkılmış ve hiç bir iz kalmamış, köprü ise Çorum Osmancık İlçesi’nde yaptırılmış. Daha sonra külliyeye Şehzade Ahmet’in oğlu Şehzade Osman Çelebi Türbesi eklenmiş, ancak içinde sanduka bulunmamakta. Cami’ye ihtişamlı taç kapısından girilmektedir. Cami yan mekanlı cami mimarisinin seçkin örnekleri arasında. Ortada iki kare mekanın doğu ve batı yönlerinde üçer kubbeli yan mekanlar bulunmakta. Kubbe içerisinde ve pencere kenarlarında zengin kalem işlemeleri bulunmaktadır. Pencere kanatları dönemin ahşap kündekari tekniğinin özel örnekleri arasında sayılmaktadır. Cami depremlerden etkilenmiş ve tamirat geçirmiş olsa bile orijinal yapısı korunmaya çalışılmış. Caminin iki yanında tek şerefeli, gövdeleri farklı dokuda iki minare görünmektedir.
ALÇAK KÖPRÜ
Şehir merkezinde Hatuniye mevkiinde bulunan Alçak Köprü, merkeze 1 km uzaklıktadır. Roma İmparatorluğu döneminde Yeşilırmak Nehri üzerinde inşa edilen Alçak Köprü, tarihi Amasya Kalesi’nden karşı tarafa doğru yaya geçişini kolaylaştırmak için yaptırılmıştır. Şehrin en eski köprüsü olan Alçak Köprü, zaman içinde su seviyesinin yükselmesi ve köprünün bazı bölümlerinin su altında kalması nedeniyle, halk arasında alçak köprü olarak anılmaya başlanmıştır. 19.yüzyılın sonlarına doğru, kemerlerinin üzerine ayaklar eklenerek günümüze kadar gelmeyi başarmıştır.
GÜMÜŞLÜ CAMİ
Amasya il merkezinde bulunan Gümüşlü Cami, merkeze 1 km uzaklıktadır. 12.yüzyılın ilk yarısında inşa edilen Gümüşlü Cami, şehrin en eski Osmanlı camisidir. 15.yüzyılda gördüğü büyük bir depremde büyük bir yangında hasar görmüş ve 1700’lü yıllarda orijinaline uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. 2000’lerin başında da restorasyon çalışmalarından geçmiştir. Gümüşlü Cami, namaz vakitlerinde ibadete açıktır. Namaz vakitleri dışında kapalı olabiliyor.
BURMALI MİNARE CAMİ
Amasya merkez ilçesinde Yeşilırmak Nehri’ne birkaç adım mesafedeki Burmalı Minare Cami, merkeze 1 km uzaklıktadır. 1200’lü yıllarda Selçuklu hükümdarı 2. Gıyaseddin Keyhüsrev’in emriyle inşa ettirilen Burmalı Minare Cami, Evliya Çelebi’nin Seyahatname ’sinde de adı geçen tarihi bir camidir. Zaman içinde deprem ve yangınlarda büyük hasar gören caminin eski ahşap minaresi yerine taş minare eklenerek yeniden yapılmıştır. Caminin bahçesinde bulunan Cumudar Türbesi de ziyaret edilebilir.
MEHMET PAŞA CAMİ
Amasya merkez ilçesinde Pirinççi mevkiinde bulunan Mehmet Paşa Cami, Yeşilırmak Nehri kıyısındaki konumu ile şehrin etkileyici yapılarından biridir. Ulaşım, Mehmet Paşa Caddesi üzerinden sağlanmaktadır. 15. yüzyıl Osmanlı tarafından yaptırılmış olan Mehmet Paşa Cami, Lala Mehmet Paşa’nın emriyle inşa edilmiştir. Ters T planlı bir yapı ve kare planlı bir ibadet bölümüne sahip olan cami, derin niş şeklindeki giriş kapısı ve içindeki süslemeleri ile de etkileyicidir. Cami, yaprak motiflerinin süslediği mermer minberi ile de görülmeye değerdir.
SABUNCUOĞLU TIP TARİHİ MÜZESİ
Darüşşifa İlhanlı Hükümdarı Sultan Mehmet Olcaytu ve eşi İlduz Hatun adına 1308-1309 yılları arasında yaptırılmış olan bir tıp okuludur. İlhanlı döneminden günümüze kalmış tek eserdir. Dikdörtgen planlı, açık avlulu tipik bir Selçuklu medresesi olan binanın taç kapısının taş işlemeciliği göz alıcı. Ayrıca kapı kilit taşında diz çökmüş insan kabartması işlenmiştir. Binada tıp eğitiminin yanı sıra hasta tedavisi de yapılmış. Sonraki yıllarda ise daha çok akıl hastalıklarında müzik ile tedavi edildiği bir merkeze dönüşmüş ve Anadolu’da müzikle tedavi yapılan ilk hastane olma özelliğini taşımaktadır. Osmanlı döneminin ilk cerrahı Şerafeddin Sabuncuoğlu 15.yy’da burada eğitim almış ve burayı Bimarhane’ye dönüştürmüş. 2011 yılında müzeye dönüştürülmüş olan binada tedavi de kullanılan araçlar ve müzik aletleri sergilenmektedir.
AMASYA SAAT KULESİ
1865 yılında inşa edilen Amasya Saat Kulesi, Osmanlı Dönemi’nde Amasya’da sancak yöneticisi olarak görev yapan Ziya Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapıldıktan kısa bir süre sonra bir yangında hasar gören kule, aslına uygun olarak tekrar inşa edilmiştir. Anadolu Türk mimarisinin güzel bir örneği olan Amasya Saat Kulesi, Osmanlı’nın geç döneminde yapılan saat kulelerinden biridir. Hem mimarisi hem de gece aydınlatması ile görülmeye değer bir tarihi yapıdır. Kule, aynı zamanda Amasya’nın sembolik yapılarından biridir. Tarihi Amasya evleri ile komşu olan Saat Kulesi, şehrin tam ortasındaki konumu ile Amasya’ya yapılan turlarda en çok ziyaretçi çeken yerlerden de biridir. Kulenin dışından Yeşilırmak Nehri’nin sunduğu manzaralar da oldukça etkileyicidir.
FERHAT İLE ŞİRİN ÂŞIKLAR MÜZESİ
Müze şehir merkezine 9 km uzaklıkta olup ulaşımı Erzurum yolu üzerinden sağlanmaktadır. Amasya, Ferhat ile Şirin’in dillere destan aşklarını yaşadıkları yer olarak rivayet edilir. Rivayete göre; Ferhat Dağı, Ferhat’ın Şirin’le evlenmek için kazdığı yerdir. Ferhat ve Şirin heykelleri de Amasya’nın simgelerindendir. Anadolu topraklarında yaşanan bir ilahi aşkı simgeleyen müzede; Kerem ile Aslı’nın aşklarını betimleyen heykellerden oluşan bölüm, Leyla’nın aşkı için çöllerde dolaşan Mecnun’u tasvir eden heykellerin yer aldığı bölüm, aşk kültürü bölümü de görülebilir. Müzede ayrıca; Dadaloğlu, Köroğlu, Âşık Veysel’i tasvir eden bir bölüm, Romeo Juliet’in buluşmasını tasvir eden heykeller, Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan heykelleri de görülmeye değerdir.











