GEZİ | Öznur Toper

Güzel İnsanların Güzel Ülkesi Tayland

“Tay” kelimesinin Tay dilinde “Özgür” anlamına geldiği, sömürgeleşmemiş geçmişi ve gülümseyen insanlarıyla adını sonuna kadar hak eden, kendine has bir ruha sahip güzel ülke..
İşte karşınızda TAYLAND!
Tayland Gezi Serisi’nin ilk adımında sizleri, tropik sıcağın ve tütsü kokularının iç içe geçtiği, altın tapınaklarla gökdelenlerin yan yana durduğu, sokak lezzetleriyle kimilerinin aklını başından alabilecek, renkli ve güvenli Bangkok sokaklarına davet ediyorum.
Amacım klasik bir rehber sunmaktan çok, kendi deneyimlerim üzerinden “ilk kez Tayland’a gideceklere” samimi ve faydalı bir yol arkadaşı olmak. Bangkok’ta geçirdiğim ilk günleri anlatacağım bu yazıda; sıcaktan nasıl bunaldım, neleri sevdim, neler yedim içtim, nerede kaldım, neyi bilseydim daha iyi olurdu, hepsini tek tek paylaşacağım.

Bangkok’a İlk Adım: “Metro Yoksa Grab Var!”
Uçağım gece yarısından sonra indi. Şehre adımımı ilk attığım anda üzerime çöken o ağır, nemli sıcaklık, tropik bir ülkeye geldiğimin habercisiydi. (Mevsim Notu: Tayland’da Mayıs ayı, sıcak ve nemli geçer. Bu dönem, yağmur sezonunun hemen öncesine denk gelir. Gündüz sıcaklıkları 33–36 °C arasında değişebilir. Aniden bastıran tropik sağanaklar kısa sürer ama yoğun olur, bu nedenle ince bir yağmurluk ya da küçük bir şemsiye taşımakta fayda vardır.)
Havalimanından şehir merkezine ulaşmak için planladığım metro seferi çoktan bitmişti. Gece geç saatlerde metro ve Airport Rail Link çalışmıyor. O an için elimde en önemli çözüm: Grab. (Ulaşım Notu: ARL, Suvarnabhumi Havalimanı ile şehir merkezi arasında hizmet veren tren hattı ve Sabah 05:30 ile gece yarısı 00.00 saatleri arası ortalama 15 dk’da bir hizmet veriyor. Bu bilgi seyahat planı yaparken şehir merkezine ulaşım için işinize yarayabilir.)
İnternet bağlantım olmadığı için uygulamayı çalıştıramadım ancak Grab çalışanları bana yardımcı oldu ve araca kolaylıkla ulaşabildim. (Bir dip not olarak Tayland’lılar organizasyon konusunda gerçekten efsaneler. Maceranın ilerleyen bölümlerinde bunu sık sık göreceğiz.) Şehir merkezine doğru ilerlerken Bangkok’un gece siluetini ilk kez görüyordum ve gece ulaştığım şehirleri her zaman sevmişimdir.

Silom:
Silom: Şehrin İçinde, Her Şeye Yakın
Bangkok gerçekten kocaman bir şehir ve ilk kez gidiyorsanız “nerede kalacağım?” sorusu seyahatinizin kaderini belirliyor desem abartmış olmam. Benim tercihim Silom oldu — ve iyi ki de öyle olmuş.
Silom, şehrin merkezinde ama turistik karmaşadan biraz daha uzak, kendi içinde düzenli bir bölge. Gündüzleri ceketli ofis çalışanlarıyla dolu, ama akşam olunca sokak tezgâhları kuruluyor, açık hava pazarları canlanıyor. Ayrıca hem BTS Skytrain hem de MRT metro hattı burada kesişiyor. Bu, Bangkok gibi büyük ve trafiği bol şehirde özellikle kısmen de sıcak ve yağışlı bir mevsimdeyseniz adeta hayat kurtarıyor. Benim için en büyük avantaj bu oldu. Bu sebeple konaklamak için bu bölgeyi tercih edebilirsiniz. (Konaklama Notu: So Zen Hotel Silom ve Baan Vajra bu bölgede tavsiye edebileceğim uygun fiyatlı 2 güzel otel. Ben So Zen Hotel Silom’u tercih ettim ve çok memnun kaldım.)

Tekerlekli valizim ve Dubai aktarmalı uzun bir yolculuğun verdiği yorgunlukla otelime vardım ve sıcaktan ötürü otelin arka bahçesinde uyuyan görevliyi uyandırarak otele tatlı bir giriş yaptım.
Ertesi sabah, güneş kremim, şapkam ve hiç kaybetmediğim seyahat heyecanımla bu kocaman şehri keşfetmeye başlayacaktım ve bu bir sonraki yazının da konusu olacak.
Sizlere Bangkok’ta geçirdiğim ilk gün, inanılmaz bir biçimde kendiliğinden karşıma çıkan Michelin yıldızlı “restoran”dan, şehri boydan boya geçen nehirden ve insanlardan bahsedeceğim…

Öyleyse Bangkok sokaklarında buluşmak üzere…
Öznur Toper

Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar