Gezi – BELGRAD
Belgrad, Tuna ve Sava nehirlerinin buluşma noktasında bulunan tarihi ve kültürel yapısının tüm güzelliklerini önümüze seren güzel bir şehir. Sırpça’da ‘’Beyaz Şehir’’ anlamına gelen Belgrad, vizesiz hatta kimlik ile seyahat etme özgürlüğünden dolayı ülkemizden de seyahat severlerin en fazla tercih ettiği şehirler arasında bulunmaktadır. Belgrad, hafızalarımızda daha çok Yugoslavya’nın başkenti olarak yer etmiş bir şehir. Yugoslavya’nın 1992’de dağılmasıyla önce Sırbistan-Karadağ ortaya çıkıyor. 2006’da ise Karadağ ve Sırbistan’ın bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle Sırbistan’ın başkenti oluyor. Günümüzde Osmanlı, Yugoslavya ve az da olsa Roma tarihinden sıyrılıp günümüze ulaşmış ve bu bütün kültürlerin harmanlanması ile yaşamını sürdüren bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Belgrad Avrupa’nın gece hayatıyla ünlü belli başlı şehirlerinden biri aynı zamanda. Gece kulüpleri, barları, diskotekleri, Sava Nehri üzerinde sıralanmış teknelerde verilen partileriyle bu şehir, gece bambaşka bir dünyaya dönüşüyor. Şehrin dört bir yanına dağılmış özellikle Sava nehri kıyısına sıralanmış restoranlar, kafeler; şehrin bohem bölgesi olarak tanımlanan eğlence ve yeme-içme işinin ağırlıkta olduğu Skadarlija Mahallesi’ndeki mekânlar Belgradlılar ve turistlerin akınına uğruyor. Belgrad, kış aylarında oldukça soğuk bir kent. İlkbahar-yaz ayları ise gezmek için oldukça uygun. Belgrad küçük bir şehir değil ama gezilip görülmesi gereken yerler için iki gün ayırmanız yeterli olacaktır.
Bugün Sırbistan’a başkentlik yapan, Balkanlar’ın en büyük kenti ve her daim lideri Belgrad, tarih boyunca bölgeye hâkim olmak isteyen güçlerin mücadele alanı olmuş. 15. yüzyıl ortalarında başlayan akınların sonunda 1521 yılında Osmanlı hâkimiyetine giren şehirde, yüzyıllar boyunca işgaller ve ayaklanmalar hiç durmamış. 1882’de Sırbistan Krallığı’nın kurulmasıyla özerkliğin ilan edilmesi ve 1. Dünya Savaşı’nın hemen başlarında Kasım 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kenti ele geçirmesi ise Belgrad tarihinin önemli dönüm noktaları. Bütün bu mücadeleler, şehri hırpalayıp kuşaklar boyu ağır bedeller ödenmesine neden olsa da bugün farklı kültürlerin iç içe geçip güçlü izler sürdüğü bir kent kalmış geriye. Söz konusu izleri, kentin mimarisinden yeme-içme kültürüne ve diline kadar pek çok alanda görmek mümkün. Belgrad, Tuna ve Sava Nehirlerinin birleştiği platoda yer alıyor. Ülkeden geçen en büyük nehir olan Tuna’nın 60 kilometrelik kısmı, Sava Nehri’nin de 30 kilometrelik kısmı Belgrad sınırları içerisinde yer alıyor. İki nehrin üzerinde 16 tane ada ve adacık bulunuyor. Hemen bütün Balkan insanlarının geneli gibi Sırplar da cana yakın, misafirperver, mesafesiz, eğlenceli insanlar. Dünyanın en önemli bilim adamları Nikola Tesla’nın Sırp olmasıyla haklı olarak gurur duyuyorlar. Sırpların Türklere bakışı diğer birçok Avrupa ülkelerinin aksine ön yargılı değil. Sırplarla Sırbistan ve Türkiye’den konuşurken konu herkesin bildiği gibi tarihten gelen ortak kültürel zenginliklerimiz ve Sırpça da ne kadar çok Türkçe kelime olduğuna geliyor. Ayrıca Türkiye’den o kadar çok turist bu güzel şehri ziyaret ediyor ki; yolda yürürken her an Türkçe konuşmalara şahit olabiliyorsunuz. Gelin hep birlikte Belgrad’da gezilecek yerlere göz atalım;
KALEMEGDAN
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın en önemli ziyaret noktalarından ve hatta en önemlisi içinde türbe, kale, saat kulesi ve anıtları barındıran parkın adı Kalemegdan Parkı’dır. Belgrad Kalesi‘ni de içinde bulundurduğu, Tuna ve Sava Nehirleri arasında bulunan harika manzaralı tepede yer almaktadır. Kalemegdan ismini, Osmanlı İmparatorluğu zamanında almıştır. İsmini, kale ve meydanın sonradan türeyerek Kalemegdan olmasıyla almıştır. Kalemegdan Parkı içinde birbirinden farklı sanat eserleri, müze, galeri gibi yapıları da bulundurmaktadır. Park içerisinde ‘Anahtar Teslim Anıtı’ bulunmaktadır. Kalemegdan Parkı girişinin sağ tarafında Osmanlı’nın, 6 Nisan 1876 tarihinde, Belgrad, Smederevo, Šabac ve Kladovo Kalelerinin anahtarlarını Sırplara teslim etmesini tasvir eden yatay mermer anıttır. Kalemegdan şehrin hemen merkezinde ana cadde Knez Mihailova caddesinin sonunda yer alan bir meydandır. Belgrad önemli bir stratejik konuma sahip olduğundan bu alan tarihte yüzden fazla kez istila edilmiş, Avrupa’ya giriş kapısı olarak görülen ve Avrupa’ya açılan ticaret yollarının merkezi olan Belgrad 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman Han önderliğinde Osmanlı kuvvetleri tarafından fetih edilmiştir. Meydan üzerinden de görebileceğimiz üzere Tuna ve Sava Nehirleri burada birleşiyor. Bugün halen yük gemilerinin Avrupa’ya yol alan ticari gemilerin merkezi yeri olan bu birleşim noktası Kalemegdan üzerinden görülebilmektedir. Sultan Süleyman Han’ın fethi sırasında Belgrad oldukça tahrip edildiğinden buradaki Ortodoks nüfus İstanbul’a bugün Belgrad Orman Bölgesi olarak anılan alana gönderilmiş ve günümüzdeki ismi olan Belgrad Ormanı ismini de bu dönemden almıştır. Damat Ali Paşa Türbesi de bu meydanın ortasında bulunuyor. Belgrad Kalesi’nin bulunduğu alana ‘’Kalemegdan’’(Kale Meydanı), park içerisinde bulunan 18.yüzyıl ortalarında inşa edilen saat kulesinin ‘’Sahat Kula’’ olarak adlandırılması, Sırpçaya girmiş Türkçe kelimelere ve Türk kültürel izlerinin göstergesi olarak dikkat çekiyor. Meydan tarihi Belgrad Kalesi’nin yanında önemli Osmanlı eserlerine ve parklarına ev sahipliği yapıyor. Belgrad Kalesi’nin giriş çıkışını sağlayan kapılardan olan Stambol Kapija (İstanbul Kapısı) bu meydanda bulunmaktadır. Park içerisinde Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın 1578’de yaptırdığı bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmeyi arkanızda bırakıp biraz daha ilerleyince gözleriniz muhteşem bir şehir manzarasıyla ve yeşille şenleniyor. Bu manzara ile Belgradlıların doğayı nasıl koruduklarını ve değer verdiklerini görme fırsatı buluyorsunuz. Park alanı içerisinde bir de Askeri Müze yer almaktadır. Osmanlılar tarafından inşa edilen İstanbul Kapısı’nın önünden başlayan açık hava müzesinde, I.Dünya savaşı’ndan kalma tank ve bunlara benzer ağır silahlar bulunuyor. Askeri müze içerisine girip ayrıca Kosova Kurtuluş Ordusu’na ait yakalanan silahlar, bombalar ve füzeler, nadir bulunan silahlar ve 1999 yılında vurulan Amerika’nın görünmez savaş uçağına ait parçalar görmeniz mümkün.
KNEZ MIHAILOVA CADDESİ
Belgrad’ın en işlek ve en ünlü caddesi. Bizim İstiklal Caddesi’nin tramvaysız hali diyebiliriz. Kalemegdan’dan çıktığınızda hemen karşınızda kalıyor ve Kalemegdan ile Cumhuriyet Meydanı ve Terazije Bulvarı’nı birbirine bağlıyor. Yol boyunca çeşit çeşit mağazalar, kafeler ve restoranlar var. Binaların tarihi dokusuna hiç dokunulmadan güzel bir alışveriş bölgesi haline getirilmiş. Gezerken Avrupa’nın meşhur caddelerinden farksız olduğunu hissediyorsunuz. İsterseniz caddeyi boydan boya geçerek Terazije Bulvarı’ndan gezilecek yerlere devam edebilir, isterseniz de ara sokaklarda dolaşıp kafe ve restoranlarda vakit geçirebilirsiniz.
ÖZGÜRLÜK MEYDANI
Belgradlıların buluşma noktası ve şehrin en önemli meydanı. Meydanın tam ortasında, bölgedeki Osmanlı egemenliğine son veren kişi olarak bilinen Prens Mihailo Obrenović’in heykeli var ve söylenenlere göre, bir eliyle Osmanlı’ya İstanbul yolunu gösteriyor. Sırbistan Ulusal Müzesi, Belgrad Ulusal Tiyatrosu burada göreceğiniz önemli yapılardan birkaçı. Cumhuriyet Meydanı’nın devamında şehrin en önemli bulvarlarından birine; ismini Osmanlıların su dağıtımı için inşa ettiği su kulesinden alan, Terazije Bulvarı’na çıkıyorsunuz. Yol üzerinde çokça cafe, restoran ve market göreceksiniz. Ayrıca Belgrad’ın sembol binalarından biri haline gelmiş tarihi Moskva Oteli de bu bulvarın başında buluyor.
Nikola Tesla Müzesi’ne giderken yolunuzun üzerinde göreceğiniz Sırbistan Ulusal Meclis Binası güzel mimarisiyle mutlaka dikkatinizi çekecektir. Bunun hemen yanında bulunan Tasmajdan ParkI ise şehrin ortasında dinlenip soluklanabileceğiniz bir alan sunuyor. Parkın içerisinde bir Sırp-Ortodoks kilisesi olan ve Bizans mimarisini canlandırmak amacıyla yapılmış St. Mark Kilisesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
NIKOLA TESLA MÜZESİ
Nikola Tesla denince Belgrad, Belgrad denince Nikola Tesla Müzesi geliyor akla şüphesiz. Günümüzde hayatımızı kolaylaştıran birçok buluşun mucidine bir saygı duruşu gibi burayı ziyaret etmek. Tesla’nın kişisel eşyalarının ve hatta küllerinin bulunduğu kabın sergilendiği müzede büyük dehanın hayatını anlatan bir video izleyebilir ve floresan lamba ile bobin deneyine katılabilirsiniz. Giriş kişi başı 5 Euro.
AZİZ SAVA KATEDRALİ
Aziz Sava Katedrali, Balkanlar’ın en büyük Ortodoks katedralidir, 10.000 kişinin bir anda rahatlıkla ibadet edebileceği bir kapasiteye sahiptir. Kilise, Aziz Sava reliklerinin yakıldığı yer üzerine inşa edilmiştir. Rastko Nemanjic olarak dünyaya gelen Aziz Sava, Sırp hükümdarı Stefan Nemanja’nın oğlu ve Athos Dağı’ndaki Hilandar Manastırı kurucusudur. 1219 yılında Bizans İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanarak Sırp Ortodoks Kilisesi’ni kurdu. 1219 yılında Sırpların ilk Baş Piskoposu olarak İstanbul Patriği tarafından tanındı. Sırp eğitimci, aziz, okul ve eğitim kurumlarının kurucusu olarak kabul edilir. Sırp-Bizans mimari tarzında inşa edilmiştir. Kubbenin üstündeki haç da dâhil olmak üzere 82 metre yüksekliğindedir. İnşaat 1895 yılında başladı ve savaşlar, yoksulluk ve komünist yönetiminin tutumu yüzünden 100 yılı aşkın sürdü. Kilisenin dış cephesi 2004 yılında tamamlanmış. Tapınağın iç dekorasyon çalışmaları halen devam etmektedir. Katedralin merkezindeki kubbede büyük bir Pantokrat İsa Mozaiği’nin yapımı da devam etmektedir. 4.000 tonluk bakır kaplamalı merkezi kubbenin tapınağın üzerine yerleştirilmesi 40 gün almıştır. 1989 yılında tamamlanan merkezi kubbe inşaat sürecinin büyük başarısıdır. Aziz Sava Kilisesi polifonik çanı ile tanınır, bu sesi dinlemek için saat başlarında kiliseye yakın olmanız lazım.











