GEZİ - BERGAMA
Yasin TURAN
BERGAMA
Selam sevgili dostlar. Bu ay da yurtiçi gezilerimize devam ediyoruz. Bu seferki durağımız İzmir’in en büyük ilçesi Bergama. Bergama’ya adımınızı attığınız an tarihi bir yolculuğa çıktığınızı hissedeceksiniz. Bergama, İzmir’de UNESCO Dünya Mirası listesine giren ilk yer. Türkiye sınırları içerisinde ise 13. sırada. İsmi aslında Pergamon’muş, yani Pergamon Antik Kenti. Burası Anadolu’da çok önemli ilklere imza atmış. Mesela parşömen bu kentin duvarları arasında doğmuş. Türkiye’nin ilk yerel festivali Bergama’da gerçekleşmiş. Bergama’yı gezerken antik kalıntıların arasında o kadar fazla yaşanmışlık göreceksiniz ki. Şimdiden tarih ve kültür şölenine hazır olun.
PERGAMON ANTİK KENTİ (BERGAMA AKROPOLÜ)
Antik dönemde Yunan Pergamon’u olarak bilinen Bergama Antik Kenti, Bakırçay’ın geniş vadisinin kuzey tarafındaki bir tepede, Ege Denizi’ne ortalama 25 km uzaklıkta yer almaktadır. İzmir iline bağlı modern Bergama ilçesinin sınırları içerisinde yer alan bu antik kentin tarihi en azından M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Akropol, “yukarıda bulunan şehir” demekmiş. Burası Helenistik Dönem’de kurulmuş, yerden 350 metre yukarıda. Akropolün kurulması Büyük İskender’e kadar dayanıyor. Hikâyeye göre Büyük İskender’in paşaları bir gün miras konusunda tartışmaya başlamış. Paşalardan birisi Bergama’nın hâkimiyetini almayı başarmış. Bununla da yetinmemiş. Büyük İskender’in hazinesini de bu tepeye taşımış. Amacı hazineyi korumakmış çünkü nasıl olsa kimsenin tepeye çıkmayacağını düşünmüş. Bergama işte böyle kurulmuş.
160 sene boyunca Antik Kent, bağımsız bir krallığın yönetimi altındaymış. Ancak Kral III. Attalos’un bıraktığı bir vasiyet mektubu ile Bergama’nın kaderi değişmiş. Kral III. Attalos bir vasiyet bırakmış arkasında ve bu vasiyette şöyle yazıyormuş:
“Krallığımı Roma İmparatorluğu’na bırakın.”
Helenistik Çağ’da önemli bir hanedanın yaşadığı alan olarak M.Ö. 3. yüzyılda önemli hale gelen bu kent, Roma İmparatorluğu döneminde de önemli bir yere sahipti. Bergama Antik Kenti model olarak Atina’daki antik kentten esinlenilmiştir. Şehrin yukarı bölümünde; kraliyet sarayları, tapınaklar, kutsal alan, tiyatro ve kütüphane gibi yapılar bulunmaktadır. Antik kentteki kütüphane, Antik Yunan medeniyetinin en iyi 2. kütüphanesidir. Şehrin aşağı bölümünde ise tapınaklar, Attalus Evi, Agora ve Eumenes Kapısı ile Gymnasium bulunmaktadır.
BERGAMA ANTİK TİYATRO
Bergama Antik Tiyatrosu Anadolu topraklarında eşine rastlayamayacağınız bir yapıya sahiptir. Yunan stilinde inşa edilmiş olan tiyatro, Anadolu’nun en dik tiyatrosu durumunda. Tamamen arkaik Yunan stili özelliklerini taşıyor. Bir yamaç oyularak oluşturulmuş bu tiyatro. Toplamda 12 bin kişilik bir kapasiteye sahip. Tiyatro, meltem rüzgârına karşı kurulmuş. Rüzgârın seyircileri serinletme özelliği nedenler arasında. Ancak en önemli neden, sesin rüzgâr aracılığıyla yukarı yayılması diyebiliriz. Bergama Antik Tiyatro, karşılaştığınız veya karşılaşacağınız çoğu tiyatrodan çok daha eski.
SERAPION TAPINAĞI (KIZIL AVLU)
Antik Pergamon’un ovada kalan en gösterişli yapısıdır. Bu devasa yapı sanat tarihi verilerine göre Roma İmparatoru Hadrianus zamanında (M.S. 117-138) Mısır Tanrısı Serapis’e ithaf edilmiştir. Tapınak, M.S. 5. yüzyılın ortalarında Erken Bizans döneminde ana binanın içine iki sıra sütun ilave edilerek üç nefli, bazilikan planlı bir kilise haline getirilmiş ve Aziz Johannes’e adanmıştır. İncil’de adı geçen Anadolu’nun ilk “Yedi Kilisesi”nden biri olma özelliğine sahiptir. Tapınağın kuzeyinde kalan kule biçimli yuvarlak yapı Osmanlılar döneminde cami olarak kullanılmaya başlanmış ve halen Kurtuluş Camisi olarak hizmet vermektedir. Tapınağın hemen yanında bir havra da bulunmaktadır. Çok tanrılı Antik Çağ inanışları yanında üç ilahi dine de ev sahipliği yapan tapınak inanç turizmi açısından son derece önemlidir.
ASKLEPION
Pergamon Akropolü dışında, sağlık tanrısı Asklepios adına kurulmuş bir tedavi merkezi bulunuyor ve burası da Bergama’daki ilklere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Asklepion içinde kütüphane, tiyatro, uyku odaları, çamur banyolarının bulunduğu kaplıcalar ve bir dinlenme merkezi olarak düşünülebilir. Tıp ve eczacılık simgesi olan yılan, ilk olarak burada kullanılmaya başlanmış.
İnanışa göre buraya gelen bir hasta, girişte iki yılanın süt içtiği ve sütle birlikte zehirlerini bu oyuğa boşalttığını görür. Bu hasta iyileşmeyeceği düşüncesiyle Asklepion’a alınmaz. Ancak hasta bu oyuktakini içerek hayatına son vermek ister, fakat iyileşir. Böylece Asklepion’un simgesinin çift yılan olmasına karar verilir. Bunun dışında Asklepion dünyada; tedavi amaçlı uyuşturucuyu ilk kullanan, ilk psikoterapi yapan ve ilk kamu sağlığı politikaları üreten kurum olarak da tarihe geçmiştir. Tıbbın dönüm noktaları olan Hipokrat ve Galen gibi isimler Asklepion’dan bize miras kalmıştır.
BERGAMA ARKEOLOJİ MÜZESİ
Bergama Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazılarda elde edilen birçok kalıntıyı, heykelleri, mozaikleri, kilimleri ve el işlerini bu müzede görebilirsiniz. Aynı zamanda Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde sergilenen eserlerin fotoğraflarını da burada görebilirsiniz. Müzeye giriş ücretlidir, ancak Müzekart ile ücretsizdir. Birçok müzede olduğu gibi Pazartesi günleri kapalıdır.











