Kitaplarla Şifalanmak

Merhaba, ben Özlem Abut Otluoğlu… Mücevher Gözlü Anka, Veren Gül, Saklı Gerçekler romanları ile Yazmak İçin Yazmak Gerek adlı roman yazma rehberinin yazarıyım. Sosyal medyada yazar ve yazar adaylarına bilgi aktarımı yapıyorum çünkü kurgu bir metin yazmanın gerçekleştirilebilir bir hedef olduğunu düşünüyorum. Bundan böyle her ay sizlerle, sevgili Selin Işıl’ın imtiyaz sahibi olduğu Siesta Dergisi çatısı altında buluşacak olmanın mutluluk ve heyecanını yaşıyorum.

Yazmanın bazen bir kaçış bazen de kendini bulma süreci olduğuna inanan bir yazar olarak toplumda kelimelerin gücüyle ilgili farkındalığın artmasını çok isterim. O nedenle Siesta Dergisi çatısı altında yazacağım yazılarıma hayatın yan etkileri tarafından hepimizin örselendiğini düşündüğüm için şifalanmanın en yaratıcı yollarından birinden söz ederek başlamak istiyorum; yazmaktan ve okumaktan…

Hayatta karşılaştığımız pek çok zorluk, üzerinden atmamız gereken bir taş gibi yüreğimize oturur. Peki ne yapmalıyız? Cevabı uzakta aramaya gerek yok. Yüreğimize oturan taşları yerinden oynatmanın en etkili yollarından biri yazmaktır. Çünkü yazarak, bizi dibe çeken en mahrem ve derin duygularımızı dışa vurabilir, onlardan kurtulabilir hatta onları başkalarıyla paylaşabiliriz.

Yazarak yüreğimize baskı yapan o taşı durgun bir suya atmış oluruz. Taşın düştüğü yerde oluşan halkalar giderek büyür ve genişler. İşte tam da bu yüzden yazmak bir tür şifalanma sürecidir. Yazar olarak kendi düşüncelerinizi kâğıda döktüğünüzde o suyun yüzeyinde beliren halkalar okurla buluştuğunda yeni anlamlar kazanır. Bir kelime, bir cümle, bir anı… Yazarın zihninden çıkan her şey okurun yüreğinde farklı bir yere dokunur.

Okur, yazarın zihnine doğru yola çıkar ve kendini keşfeder. Satırların arasında kimi zaman kendi duygularını ve deneyimlerini bulur, kimi zaman ise bambaşka bir hayata tanıklık eder. Yazarak şifalanmak sadece yazara özgü değildir, okur da bu süreçten payını alır. Her okuma, okur için bambaşka bir dünyaya açılan pencere gibidir. İç dünyasında o güne kadar fark etmediği duyguları ve düşünceleri idrak eder.

Peki, yazmak sadece bir rahatlama aracı mıdır? Tabii ki hayır! Yazmak aynı zamanda bir farkındalık yaratma sürecidir. Hayatın koşturmacası içinde bazen duygularımızı tam olarak anlayamayız. Ama yazarken düşüncelerimizi bir süzgeçten geçirir ve duygularımızı netleştiririz. Bu netlik, bize hem zihinsel hem de duygusal bir şifa sağlar. Kâğıda döktüğümüz her kelime, içimizdeki sıkışmış enerjiyi serbest bırakır ve bize ferahlık verir.

İyi, hoş konuşuyorsunuz ama nasıl olacak bu iş, diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Demesi kolay, yapması zor mu? Hayır, hiç de değil. İçinizde biriktirdiğiniz ne varsa, dışarı çıkmaya hazır. Yeter ki siz, yazmaya başlayın. Bir roman, bir deneme, bir anı… Ne yazarsanız yazın, kendinizi ifade etmenin tedavi edici gücünü keşfedeceksiniz. Çünkü yazmak içimize işleyen, bizi rahatsız eden her ne varsa dışa vurmanın en etkili yollarından biridir.

Aynı şekilde okumanın da güçlü bir şifa aracı olduğunu düşünüyorum. Elimize aldığımız her kitap, bize yeni dünyaların kapılarını aralar. Bir romanın sayfalarında kaybolurken aslında kendi iç yolculuğumuza çıkarız. Kitapların bize sunduğu bu dünyalar, kendimizle ve başkalarıyla olan ilişkilerimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Yalnız olmadığımızı, duygularımızın evrensel olduğunu fark ederiz. Okudukça büyür, okudukça şifalanırız.

Bu yazı, Siesta Dergisi çatısı altında yazarken yaşayacağımı hissettiğim samimi sürecin bir yansıması çünkü her ay sizlerle buluşarak şifalanacağımı biliyorum. Bu yazıyı okuduktan sonra belki siz de iç sesinizi kâğıda dökmenin zamanının geldiğini düşünmeye başlarsınız. Eğer öyle olursa, ne mutlu bana.

Benim bir mottom var; “Yazmak için yazmak gerek” diyorum. Çünkü kitaplarla şifalanmış şanslı bir bireyim.

Özlem Abut Otluoğlu

Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar

Bir yanıt yazın