UMUT DOLU BİR DENİZ…
“Sanırım yakın zamanda yer vermem” dediğim Cemal Süreya’yı yine baş köşeme taşımamın bir sebebi var elbette!
Onu sevmediğimden değil, tam aksine ustanın dizelerine olan tutkum onu her fırsatta kaleme almama sebep olduğundan.
Bu dergi kaç temmuz gördü, kaç temmuz yaşadı… ve bir temmuza daha büyüyerek kavuştu.
Her temmuz ayı dergiye daha çok okur getirdi… Kim bilir belki de denizin mavisinin ferahlatıcı duygusuydu bunu başaran.
Hal böyle olunca, Cemal Süreya’nın dizelerinin kapısını çaldı yine kalemim.
Malum, maviyi ondan daha güzel ve ondan daha çok yazan, anlatan olmadı.
Temmuz mavisine yakışsa yakışsa O yakışır diye düşündüm.
“Mavi,
Bir renkten daha fazlası…
Sonu olmayan bir gökyüzü,
Umut dolu bir deniz…” demişken üstat,
“Sonra bir mavilik aldı her yerimizi…” tasviriyle de yaza yelken açmış olan her birimize esasen selam göndermiş deniz kokusu tadında…
“Şimdi diyorum.
Şimdi; bir deniz, denizde vapur, gökyüzünde martı, semaverde çay olmalı…
Bir de çaya yaren” diye tavsiye etmiş Süreya.
Ve ben de aynı tavsiyeye ekleme yaparak;
“Bir deniz… martılar… demlikte çayınız… Yaren ise illaki olsun!
Bir de dergimiz…” diyorum her bir okurumuza.
Deniz gibi berrak ve coşkulu,
Alabildiğine mavi ve umut dolu olsun yazınız…











