30 AĞUSTOS’A GİDEN ÇETİN YOLCULUK
Serkan ESEN

Tarih 13 Kasım 1918… Adana’dan hareket eden tren, fiilen işgal altında olan İstanbul’un Haydarpaşa Garı’na hüzünlü bir şekilde yanaşır. Ancak nereden bilebilirdi ki; o tren, aslında Türkiye’nin geleceğini getiriyordu İstanbul’a. Sarışın Kurt, yaveri Cevat Abbas ile birlikte trenden indiğinde kendisini eski bir dostu, Doktor Rasim Ferit Bey karşıladı. Haydarpaşa’dan bindikleri Kartal İstimbotu ile 55 parçalık düşman donanmasının arasından geçerken Mustafa Kemal’in ağzından şu sözler dökülür:

“Hata ettim! İstanbul’a dönmemeliydim. Ne yapıp edip Anadolu’ya geçmenin çaresine bakmalıyım.”

Bu sırada yaveri Cevat Abbas’ın gözlerinin dolduğunu gördüğünde tarihe geçen o sözleri ekler:

“Geldikleri gibi giderler.”

İşte o gün başlamıştı 30 Ağustos’un ve 9 Eylül’ün hikayesi. Mustafa Kemal’in 15 Mayıs 1919’a kadar tüm çalışmalarının odağında Anadolu’ya geçmek ve düşmanı Türk topraklarından atabilecek mücadelenin planları vardı. Nihayetinde başlayan bu amansız mücadele, teslim olmuş ve işgal güçleri ile iş birliği yapan İstanbul Hükümeti’ne karşın, ölümü göze almış bir avuç çılgın Türk’ün hikayesi olmuştu.

BÜYÜK TAARRUZ’UN ADIMLARI

Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri’nde başarılı bir savunma sergileyen ordumuz, Eskişehir-Kütahya Muharebeleri’nde geri çekilmek zorunda kalarak 25 Temmuz 1921’de Sakarya’nın doğusuna yerleşti. Bu geri çekilme, henüz yeni kurulmuş olan ilk Meclis’te umutsuzluğa yol açtı ve Mustafa Kemal’e karşı muhalefeti artırdı. Ancak bu durum, aynı zamanda onu ordunun başına geçmeye çağıran bir önergeye dönüştü. 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal, Başkomutanlık yetkisini alarak tarihi bir adım attı.

Bu süreçte çıkarılan Tekalif-i Milliye Kanunu ile milletin tamamı mücadelenin fiili bir parçası haline getirildi. Topyekûn bir direniş başlamıştı.

Sakarya Meydan Muharebesi’nde verilen “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” emriyle Türk ordusu, 238 yıllık geri çekilişe son veriyordu. Ancak Mustafa Kemal, taarruz için doğru zamanı bekledi. Türk ordusu hazırlıklarını büyük bir gizlilikle yürüttü. Hatta taarruz öncesi düşmanı yanıltmak için Akşehir’de futbol maçları düzenlendi ve Mustafa Kemal’in Ankara’da olduğu izlenimi yaratıldı.

BÜYÜK TAARRUZ VE ZAFER

26 Ağustos sabahı saat 05:30’da Kocatepe’de topçu ateşiyle Büyük Taarruz başladı. 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan muharebede Yunan ordusu kesin bir yenilgiye uğratıldı. Yunan Başkomutanı Trikopis esir alınırken, Türk ordusu hızla İzmir’e doğru ilerliyordu. 9 Eylül 1922’de İzmir’e giren Türk ordusu, zaferi tamamlıyordu.

Mustafa Kemal Paşa, “Bir hafta içinde onları mahvedip denize dökeceğim” demişti. Bu öngörüsü bir haftadan da kısa sürede gerçekleşti. Bu zafer, Türk milletine inanmanın ve vazgeçmemenin önemini bir kez daha hatırlattı.

SON SÖZLER

30 Ağustos, bize inancın ve azmin neler başarabileceğini gösterir. Zafer, “Zafer benimdir” diyenlerindir.

Bu büyük zaferin kahramanları, başta ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi, gazilerimizi ve isimsiz kahramanlarımızı sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar

Bir yanıt yazın