Üniversite sınavları üzerine…
Üniversite sınavlarının gündem olduğu şu günlerde sizlerle birkaç düşüncemi paylaşmak istedim.
Daha çocuk ilkokula bile başlamadan evde aile çocuğa doktor, avukat, mühendis ve benzeri meslekler dikte ediyor. Oğlum doktor olacak. Kızım avukat olacak gibi cümleleri çocukların beynine nakşediliyor. Aile bunu çocuğa dikte ederken kendi kendilerini de bu konuda şartlandırıyorlar ve çocuğun eğitim hayatı boyunca bu hedefe doğru hareket ediyorlar.
Oysa çocuğun bu konuda kapasitesinin yeterli olup olmadığı ya da bu branşlara ilgisinin olup olmadığını düşünmeden çocuğa dikte devam ediyor. Çocuk eğitim hayatı boyunca meslek öğrenmeden hatta hayatı öğrenmeden sadece ders çalışıyor. Aileler çocuğa bu konuda ne düşündüğünü sormuyor bile. Çoğu ailede misafir geldiğinde bile çocuğun odadan çıkması istenmiyor ve dersine devam etmesi söyleniyor. Bu çocuklar ekmek almaya bile gönderilmiyor adeta cam bir fanusta korunuyor. Ders, ders, ders…
Çocuk, liseyi bitirince üniversite seçme sınavına giriyor 3 milyondan fazla kişi ile birlikte. Ve bu kadar gencin içinden sadece 20 bin küsur öğrenci tıp fakültesi kazanabiliyor, 20 bin civarında öğrenci de hukuk fakültesi kazanıyor, tahmini olarak 30 bin öğrenci de çeşitli mühendislik fakültelerine yerleşiyor, geri kalan milyonlarca öğrenci hedefine ulaşamadan hayal kırıklığı yaşıyor. İşin üzücü yanı sınavlara bir kez girmeyen çocuk 2-3 yıl şansını deniyor ve yirmili yaşlarına geliyor. Bu sürenin sonunca eğer iyi bir bölüme yerleşti ise ne ala ama bunu başaramadıysa o çocuk ve ailesi için zor günler başlıyor. Artık bir yetişkin olan bu genç hedefine ulaşamamış, başarısız olmuş ailesinin ve çevresinin gözünde değer kaybetmiş hissine sahip olmuş oluyor. Bu noktadan sonra gençte ve ailede yeni bir telaş başlıyor iş bulma telaşı. Ülkemizin gerçeklerini de düşününce sağa sola gidiliyor bir tanıdık bulmaya çalışılıyor. Oysa genç vasıfsız bir mesleği yok. Ve bu gencimiz maalesef işsizler ordusunun bir üyesi oluyor ve hayatı boyunca sıkıntı yaşıyor.
Bazı aileler de çocuklarına 2 yıllık özel okulların bazı bölümlerini yazdırıp okumaya gönderiyor bu gençlerimiz de 2 yıl boyunca aileye maddi manevi yük oluyor ve mezun olduktan sonra tekrar eve dönüyor ve tanıdık ile iş bulma çalışmaları başlıyor. Bunu başarabilirse asgari ücretle çalışıyor başaramazsa da üniversiteli işsiz olarak zor günler yaşamaya devam ediyor.
Hem gençlerimiz hem de ailelerimiz hayatlarının merkezine iş konusunu koyup mutsuz oluyorlar. Oysa yurdumuzda meslek sahibi insanlarımızın sayısı sürekli azalıyor. Kebapçı, mobilyacı, demirci, berber, klimacı gibi meslek dallarında maalesef çırak olmadığı için yeni ustalar yetişmiyor. Ve bu mesleklere sahip olan ustaların aylık kazancına baktığımız zaman ciddi anlamda güzel rakamlar görüyoruz.
Bence bir öğrenci kendini ilkokul son ve ortaokulda belli eder eğer çocuk yeterli değilse onu zorlayarak okutmak yerine bir meslek lisesine gönderip meslek sahibi olması sağlanabilir. Bunu başardığımız takdirde hem çocuklarımızın geleceğini kurtarmış olacağız hem de devletin üzerindeki işsizlik kamburunu azaltmış olacağız.
Son olarak ailelerden ricam lütfen çocuğunuzla ve öğretmenleri ile konuşun ve çocuğun geleceğine öyle şekil verin.
Saygılar…











