TÜRKİYE’DE KADIN HAKLARI ve KADINA YÖNELİK ŞİDDET

Selin Işıl İnci Sözlük Youtube Röportajı (Özet)
“Hayal Et, İnşa Et, Uygula!”

Dergimizin İmtiyaz sahibi ve Uluslararası Gazeteciler Konfederasyonu Kadın Kolları Genel Başkanı Sayın Selin Işıl, İnci Sözlük’ün YouTube yayınına konuk oldu ve kişisel yaşamından toplumsal yapımızın en hassas meselelerinden biri olan kadın hakları ile kadına şiddetle mücadele konusuna kadar çok kritik analizlerde bulundu. Şiddetin sosyolojik kökenlerinden eğitimin dönüştürücü gücüne, KADES uygulamasının hayati öneminden kadınların ekonomik bağımsızlığına kadar pek çok stratejik başlığı ele alan Sayın Işıl, çözümün ancak kolektif bir bilinç ve kararlı bir aksiyonla mümkün olabileceğini vurguladı.


Biz de bu değerli sohbetin kadın hakları ve kadın cinayetlerinin toplumsal farkındalığına ve çözüm yollarına vurgu yapan başlıklarını, çarpıcı istatistikleri ve Sayın Işıl’ın “Hayal et, inşa et, uygula” mottosuyla şekillendirdiği toplumsal çözüm yol haritasını siz değerli okurlarımız için ayrıntılı bir söyleşi haline getirdik. Sayın Selin Işıl’ın “Şiddetin hiçbir mazereti olamaz” gerçeğini vurguladığı programın tamamını İnci Sözlük Youtube kanalından izleyebilirsiniz.

  1. Bölüm: Sivil Toplumdaki Roller ve Sorumluluk Bilinci
    SORU:
    Selin Hanım, son dönemde özellikle kadınlar, gençler ve hayvan dostlarımızla ilgili yoğun bir teşkilatlanma ve çalışma içerisindesiniz. Bize sivil toplumdaki bu rollerinizden ve bu görevlere bakış açınızdan detaylıca bahseder misiniz?
    SELİN IŞIL:
    “Aslında bu çalışmalar benim için sadece birer unvandan ibaret değil. Şu an Uluslararası Gazeteciler Konfederasyonu’nun Genel Başkan Yardımcısıyım; aynı zamanda federasyonda da yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Ancak kalbimin en çok attığı yerlerden biri, genel başkanlığını yürüttüğüm Uluslararası Gazeteciler Konfederasyonu Kadın Başkanlığı.
    Şunu samimiyetle söylemeliyim ki; tüm bu unvanlar insanda zaman bırakmıyor çünkü her biri ayrı ve ağır bir sorumluluk. Ben, hiçbir unvanımın altının boş kalmasını istemeyen, buna tahammül edemeyen biriyim. Eğer bir işin hakkını veremeyeceksem, o işin altına imzamı atmam; o göreve hiç girmem. Bulunduğum her noktada, üstlendiğim her sorumluluğun içini tam anlamıyla doldurmak isterim.
    Bizim bu çatı altındaki yapılanmamız sadece kağıt üzerinde değil. Kadınlarımız, hayvan dostlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz ve yaşlılarımız… Hepsi bizim için ayrılmaz bir bütün, bir harmoni. Biz sadece yurt içinde değil, uluslararası bazda da bu kesimlerin haklarını savunmak için il ve ilçelerde profesyonel bir altyapı çalışması yürütüyoruz. Bu benim için bir ‘görev’ değil; bu toplumda nefes alan her bireyin elini taşın altına koyması gereken insani bir sorumluluktur.”
  1. Bölüm: Kadın Cinayetleri ve Ürkütücü İstatistikler
    SORU:
    Selin Hanım, Türkiye’deki kadın cinayetlerine ve kadın haklarına dair elinizde çok çarpıcı veriler olduğunu biliyoruz. Bu rakamlar bize toplumun şu anki durumu hakkında ne söylüyor?

SELİN IŞIL:
“Maalesef çok üzülerek ve kalbim sıkışarak söylüyorum ki; gün geçmiyor ki Türk toplumunda bir kadın cinayeti haberi almayalım, okumayalım. Bazılarımız bu haberleri okuyup geçiyor, bazılarımız ‘ah vah’ deyip üzülüyor ama şunu unutmamalıyız: ‘Bugün benim başıma gelmez’ dediğimiz her şey bir gün kapımızı çalabilir. İşte bu yüzden biz, o nokta gelmeden önce bir şeyler yapalım istedik.
Verilere baktığımızda tablo gerçekten düşündürücü. Sizi rakamlara boğmak istemem ama bazı somut gerçekleri görmemiz şart: Kadın cinayetlerinde Türkiye olarak 33 ülke arasında maalesef 9. sıradayız. Keşke bu ‘dokuzunculuk’ başarı dolu bir alanda olsaydı, hepimiz gurur duysaydık. 187 ülke arasında ise kadın hakları, kadını koruma ve ona değer verme konusunda 85. sıradayız. Bu ne demek biliyor musunuz? Biz bu konuda sınıfta kaldık. Kadınlarımıza ne haklarını doğru anlatabiliyoruz ne de karşı cinse kadının değerini kavratabiliyoruz.


Emniyetin resmi kayıtları ise durumun vehametini kanıtlar nitelikte: Son 3 senede bu ülkede tam 932 kadın cinayete kurban gitti. Bunlar sadece birer istatistik değil, sizin gibi benim gibi nefes alan, hayalleri olan birer can. Neredeyse her gün bir kadının yok olup gittiği bir düzenden bahsediyoruz.


Daha da acı olanı ise şu: Bu cinayetlerin %72,8’i kadınların kendi konutlarında, yani en güvenli olması gereken yer olan evlerinde işleniyor. Bu sadece eşler arasında değil; abi, kardeş, ebeveyn gibi aile içi şiddeti de kapsıyor. Eğer bir insan, kendi evinde, kendi aile ferdi tarafından yok edilecek kadar büyük bir şiddete maruz kalıyorsa, biz toplum olarak ‘aile’ kavramını da tam oturtamamışız demektir. Bu tablo bizim kanayan yaramızdır ve sadece düşünmenin ötesine geçip icraat yapmamız gereken en temel konumuzdur.”

  1. Bölüm: Eğitimin Rolü ve Ekonomik Özgürlüğün Gücü
    SORU:
    Selin Hanım, verilerde mağdur ve faillerin eğitim düzeyine de dikkat çektiniz. Sizce şiddetin temelinde yatan asıl sebep nedir? Sadece cezaların artırılması bu sorunu kökten çözer mi?
    SELİN IŞIL:
    “Bakınız, üzerinde can hıraş bir şekilde çalıştığımız ekibimizle birlikte şu veriye ulaştık: Mağdur ve faillerin %46’sı ilkokul mezunu. Bu rakam bize çok net bir şey söylüyor; hani Cem Yılmaz’ın yıllar önce söylediği ve hepimizin diline pelesenk olan bir slogan vardı ya: ‘Eğitim şart!’ Evet, gerçekten şart. Ama bu eğitimi sadece okul sıralarındaki dersler olarak düşünmeyelim.
    Biz, en alttan, daha bebeklik döneminden itibaren bu tarz eğitimleri yavrularımıza vermek zorundayız. Özellikle iletişim eğitimi; kadın ve erkeğin yasal olarak, hak olarak eşit olduğunu onlara öğretmeliyiz. Tabii ki fiziksel, biyolojik veya kimyasal yapılarımızdan bahsetmiyorum, o yaratılışla ilgili. Ama yasalar önünde eşitiz ve güçlünün güçsüze yaptığı hiçbir yaptırım kabul edilemez.
    Çoğu zaman duyuyoruz; ‘Cezalar artırılsın!’ deniliyor. Haklısınız, kim suç işliyorsa karşılığını en ağır şekilde almalı ki bir daha buna cesaret edemesin. Ancak ben çözümün sadece ceza artırımıyla noktalanacağına inanmıyorum. Cezadan ziyade; sosyal hayat eğitimi, toplumsal bilinçlendirme ve en önemlisi insan ilişkileri iletişimi eğitimi şart. Davranışsal iletişim küçüklükten verilmezse, ileride bu tablolarla karşılaşmaya devam ederiz.
    Şunu da unutmayalım; hiçbir şiddet bir anda pat diye oluşmaz Sertan Bey. Bunun mutlaka bir arka planı, geçmişten gelen tartışmaları, hizipleşmeleri vardır. İşte tam bu noktada ekonomik özgürlük devreye giriyor. Eğer o kadının ekonomik özgürlüğü olsaydı, ayakta durabilme gücü olsaydı, emin olun hiçbir kadın kendisine yapılan şiddete boyun eğmezdi.
    Aslında sadece kadın da dememek lazım; ben insanın insana yaptığı, hatta insanın yaratmaya muktedir olmadığı başka bir canlıya, bir hayvana yaptığı her türlü zorbalığa karşıyım. Şiddetin mazereti olmaz. Hani derler ya; ‘Excuse’… Hayır efendim, ‘excuse’ yok! Şiddetin hiçbir özrü olamaz. Kadınlarımızın gitmeye mecbur kaldığı, sineye çektiği o evlerden çıkabilmesi için hem bilinçlenmeleri hem de kendi ekmeklerini kazanabilecek güce ulaşmaları gerekiyor.”
  1. Bölüm: Kurumsal Destekler, KADES ve Toplumsal Gelecek
    SORU:
    Selin Hanım, şiddeti önlemek ve kadınları güçlendirmek adına kurumların nasıl bir rolü olmalı? Özellikle bireysel olarak kadınların şu an alabileceği somut bir güvenlik önlemi var mı?
    SELİN IŞIL:
    “Bakınız, ben belediyelerimizi çok seviyorum ve bu konuda yaptıkları çalışmaları takdir ediyorum. Artık kadına destek vermeyen, meslek sahibi olmasına kapı kapatan belediye hemen hemen kalmadı. Ebru sanatından nakışa, el işinden farklı mesleki eğitimlere kadar muazzam fırsatlar sunuyorlar. Buradaki amaç sadece bir hobi edindirmek değil; kadının kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak, o şiddet sarmalından kurtulmak için kendi ekmeğini kazanabileceği bir kapı açmaktır.
    Ancak her şeyi devlete veya belediyeye paslamak da doğru değil. Biz sivil toplum kuruluşları ve bireyler olarak ‘Hepimiz bu toplumda biriz’ demeliyiz. Sizin acınız benim acım, benim derdim sizin derdiniz olmalı. Ancak bu şekilde yücelebilir ve aydınlığa çıkabiliriz. Eğer bir kadına sahip çıkamıyorsak, hele ki yanında çocukları da varsa—ki şiddet gören kadının çocuğu da o şiddeti bizzat yaşıyor demektir—toplum olarak başarılı sayılmayız. Kadınlarımızın vefatından sonra ‘ah, vah’ demek çözüm değil; onlar hayattayken farkındalık yaratmalı ve zorbalığa boyun eğmeyecek güce getirmeliyiz.
    İşte tam bu noktada, tüm izleyicilerimizin aracılığıyla tekrar haykırmak istiyorum: KADES uygulaması çok önemli. Lütfen, hiçbir ücret ödemeden her kadınımız bu uygulamayı telefonuna indirsin. Sadece birkaç saniyenizi alacak bir işlem ama tehlike anında emniyet birimlerimizin anında yanınızda bitivermesini sağlıyor. Devletimiz ve emniyetimiz bu imkanla sizin yanınızda; lütfen hiçbir zorbalığa boyun eğmeyin.
    Son Mesajım ve İnancım Kadınlar bir toplumun geleceğini inşa eder. Ben istiyorum ki 8 Martlar, 25 Kasımlar sadece birer anma günü olmasın. ‘Evet, biz kadınlarımıza hak ettiği değeri verdik, artık kadınlarımız değerli’ diyebildiğimiz gün gerçek başarıya ulaşmış olacağız. Sloganımda da söylediğim gibi: ‘Hayal et, inşa et, uygula.’ ‘Benim söylememle ne olacak’ demeyin; iyiliği paylaşalım, pozitif kalalım ve doğru iletişimin gücüne inanalım. Eğer biz bu inançla hareket edersek, o aydınlık toplumu beraber inşa edeceğiz. İyi bakın, iyi görün, güzel hayaller kurun ve onlara ulaşmak için irade gösterin.”
Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar