İsmail Can’ın Anlatımıyla

Merhabalar

Yeni yılın başlangıcında spor ve sağlık ile ilgili çok güzel bir haber aldık. Bir Türk ilk defa Güney kutbunu tek başına 100 kg ağırlığında bir kızak taşıyarak yürüyerek geçti. “Bunu 51 günde tamamladı” diye haberlerde paylaşıldı . Peki sizce bunu kaç yılda başardı?
Son 1 yıl boyunca sadece bu challenge a hazırlanması ile mi 1 yılda mı yoksa yaşı itibariyle 51 yıl mı?
Birazdan bundan bahsedeceğim size!

Kendisi milli kürekçimiz. Kürek alanında birçok ödül almış milli sporcu. Ben kendisini yaklaşık 7 sene önce İstanbul’a geldikten sonra tanıdım. Bu arada ben de kendisinin aksine geçmişinde hiçbir profesyonel spor faaliyetinde bulunmamış birisiydim. (Hobi amaçlı yüzme ve tenis ve boks haricinde) Kendisi ile İstanbul’da organize ettiği Swim and Run aktivitesi sayesinde tanışmıştım. Yüzmeyi çok sevmeme rağmen kilolarım dolayısıyla hiç koşamıyordum. Her zaman tüm aktivileri sonuncu bitiriyordum. Bundan sonra kendisine ARB diyeceğim hocam sabrı sayesinde bana sağlıkla ve mutlulukla bitirmenin hazzını yaşattı. önemli olan öncelikle insanın kendisini keşfedeceği ,yapmaktan haz alacağı aktiviteyi bulmasıydı. Sanırım ben bunu bulmuştum artık. Aynı aktiviteyi yapmaktan haz alan kişiler ile buluşarak birlikte bir amaç üzerine yoğunlaşıp birlikte yarışmalara katılmak çok keyifliydi. Burda tanıştığım kişiler ve ARB’nin tavsiyesi ile bir de bisikletimi alıp 41 yaşında triathlona başlamıştım. 41 kere maşallah diyelim 🙂 Bisiklete binmek de benim küçüklüğümden itibaren en sevdiğim aktivitelerden birisiydi. İş bul, iş kur, aile kur, çoluk çocuk derken meğerse en sevdiğim aktivitelerimden uzak kalmışım. Kendime hiç vakit ayırmamışım . Alkolllü iş yemekleri derken sağlık elden gidiyordu. Sondan önceki son çıkışı ARB sayesinde yakalamıştım. Spor faaliyetlerini bu kadar disiplinli, organize ve motive edici birisiyle de ilk defa tanışmıştım. Kendisiyle bir keresinde 24 saat bisiklet sürülen bir yarışa katılmıştım. Aynı takımdaydık. Bunu da başarı ile sağ sağlım bitirmiştik. Onlar daha azimli ve hırslı, bense daha çok olayın keyif tarafındaydım. Orada bile benim motivasyonumu kırmamışlardı. Takım oyununda çok iyiydi.
ARB, bu arada dünyada bir çok ironman yarışına katılmış ve bunları başarıyla bitirmiş bir “demir adam” aynı zamanda. Hatta ironmanın bir üst seviyesi olan Extreme soğukta yapılan yarışları da bitirmiş bir ironman . Yavaş yavaş benimde artık triathlon yarışlarıına girmem konusunda motive etti ve ben de kondisyonumu düzelttikten sonra hazırlıklara başladım ve federasyonun yarışlarına katılmaya başladım. Beni her zaman hiç acele etmeden sadece sağ sağlim sağlıkla bitirmeye motive etti. Ve katıldığım tüm sprint olimpik yarışları başarıyla tamamladım 2021 senesinde. (Zaman ne çabuk geçiyor değil mi?) Ben de Antalya’da düzenlenen ilk yarı ironman yarışını bitirmiştim sayesinde. Çünkü o benim spor alanında hem Mentor hemde koçum olarak tam 1 sene boyunca beni bu yarışa hazırlamıştı.
Tüm bunların üzerine artık sanırım kendisini en zorunu yapmaya hazırlamaya başladı. Son zamanlarda Estonya’da yaşadığı için artık sürekli karda antrenman yapıyordu.
Soğukta denize veya göle giriyor, yine karda bisiklete binmeye devam ediyor, karda koşuyor ve kayak yapıyordu. Ve sonunda bombayı patlattı. Nerdeyse 2 sene öncesinde Güney Kutbu’nu geçeceğini ve bunun için hazırlandığını söyledi. Şok olmuştuk. Çünkü çok farklı bir aktiviteydi. Sürekli güç antrenmanları yapıyor ve neredeyse tüm yaşadığı şehri 3 -4 tane kamyon lastiğini çekerek ve yürüyerek antrenman yapıyordu. Bu, tabii bizlere çok garip geliyordu. Vücudumuz ise bizim istediğimiz şeyleri yapmak için hazır aslında, biz sadece ne yapmak istediğimize karar verelim. motive olalım ve azimle çalışmaya devam edelim.

Devam edecek…

Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar