Mutlu Olmayı Öğrenmek
Yoğun bir tempoda yaşıyoruz…
Çalışma hayatı ya da öğrencilik veya başka meşguliyetlerle yaşanan hayatlar… Sosyal hayat, yönetilmesi gereken ilişkiler, ego… Bizi gittikçe daha çok etkisi altına alan teknoloji… Bir yanda sevdiklerimiz, aile ilişkilerimiz… Ve bir yanda da kendi iç dünyamız, beklentilerimiz, umutlarımız, hayallerimiz… Ve bunlara dair yaşadığımız endişeler, kaygılar…
Zihnimizde ayrı ayrı yer ayırdığımız tüm bu duygu ve düşünceler ile birlikte bir taraftan da yoğun tempo ile yaşadığımız bu hayatta hedeflerimize ulaşmaya çalışıyoruz.
Ancak aynı zamanda başka şeyler de oluyor hayatımızda!
Mesela bir anlığına duyduğumuz güzel bir müziğe kendimizi kaptırabiliyoruz… Veya “çok çalıştım kendimi ödüllendirmeliyim” diyebiliyoruz.
“Şu kitabı almalıyım” diyebiliyoruz.
Güneşe çıktığımızda bazen derin bir nefes alıp, güneşi ve rüzgarı hissedip, düşüncelerden ve kendimizden uzaklaşabiliyoruz ve o anın tadını çıkarabiliyoruz.
Yaşadığımızı fark ediyoruz… Hayatın her şeye rağmen yaşanabilir olduğunu ve yaşam mücadelesinin devam edeceğini daha iyi anlıyoruz.
İşte bu anlarda içsel mutluluğu deneyimliyoruz ve aslında kendimiz sandığımız şeyden uzaklaşırken gerçekte varlığımıza anlam katan şeyin farkına varmaya başlıyoruz… Aslında o an gerçek anlamda kendimizi deneyimlemeye başlıyoruz ve her şey gözümüze farklı görünmeye başlıyor… İşte bu farkındalık anında yaşadığımız duygunun ve varoluş hissiyatının derecesini kendimiz ile olan ilişkimiz belirliyor.
İşte hayatımıza psikoloji, spiritüalizm ve felsefenin girdiği nokta budur.
İçsel mutluluğu sürekli yaşayabilir miyim?
Bunun için kendinle olan ilişkini, kendine ne kadar yakın veya uzak olduğunu, kendinle barışık olup olmadığını keşfetmelisin.
Bunu yaparken de aslında tabiatımızdan kaynaklanan -kendin olma ve kendi varlığımızı anlamlandırma- ihtiyacımıza kulak vermiş oluyoruz.











