MÜCADELE VE SABIR EN BÜYÜK İMTİHANIMIZ
Büşra BÜTÜN

BİR KASIM GETİRİR SENİ BANA, BİR ŞUBAT GÖZ KIRPAR AŞKIMA

Seninle geçen 365 gün daha…
Her günü, her dakikayı hatta her anı ölümsüzleştiren aşkını hafızama kazıdığım ve paha biçilmez anlar biriktirdiğim sol yanımsın sen.

Geceleri uykularımdan uyandıran, gündüzleri nefes almamı sağlayan ve gülmekten kırışan göz kenarlarımın mimarı olmanın verdiği huzuru kutluyorum bugünlerde.

Zaman hızla akıp giderken ellerini tutmanın verdiği his damarlarımda dolaşıyor ve her şubat bana seni yeniden hatırlatıyor.

Doğduğun günü, bana geldiğin saati ve kalplerimizin birlikte atmasını kutlarken yeniden âşık oluyorum her bir zerrene.

Çayı şekersiz içtiğini, gülerken gözlerinin küçülmesini, sadece bana kendini gösteren o eşsiz gamzeni saklıyorum kalbimin en özel sandıklarına.

Yıllar geçse de unutmak istemediğim özel bir an olarak kalıyor o penceredeki siluetin kalbimde.

Nereden nereye…
13 yıl 2 ay 25 gün.
Daha dün gibi seni tanıdığım gün, daha dün gibi seni ilk öptüğüm an ama şimdi dönüp geçmişe bir yolculuk yaptığımda aradan yıllar geçmiş gibi değil de henüz yeni tanışmışız hissi veriyor yüreğimde sana duyduğum aşk.

Eksilmiyor aksine günbegün artarak üstüne ekleniyor bana verdiklerin.

Aşksa aşk, sevgiyse sevgi, anlayışsa anlayış…
Biz bir bütün olduktan sonra geriye kalan her şey silik bir teferruattan başka bir şey olmuyor.

Seni istiyorum hayatımın her anında, seni istiyorum her zaman yanımda.
Gözümü günün ilk ışıklarında açtığımda da gecenin karanlığı üzerime çullandığında da!

Bu hayatta başıma gelen en güzel şey, sahip olduğum en büyük zenginlik olarak sol yanıma yerleşmişken başka ne isterim ki ben?

Söyle bana…
Ocak, şubat, mart…
Yaz, kış, sonbahar…
Seninle geçirdiğim anlardan birini seçip nasıl ayrım yapamıyorsam aylardan, günlerden hatta senelerden bile hep aynı yerdeyim.

Bir kasım getirir seni bana, bir şubat göz kırpar aşkıma…

Aşksın sen, gördüğüm en anlamlı manzara, okuduğum en güzel şiir…
Adını koyamadığım hislerin sahibi iznim olmadan yüreğime sızarken nasıl karşı koyabilirdim senin inadına? Kararlılığına? Hırsına?

Evet, iznim olmadan sızdın tam kalbimin orta yerine.

Bir gece…
Soğukta ve kışın ortasında.
Havanın soğuğuna inat bakışların ısıttı önce kalbimi, sonra sözlerin ve en son kendin geldin ve girdin hayatıma.

İnsan karşı koysa da bazen hayat zorla eline tutuşturur ya hani olacakları, kaçamadım işte ben de.

Kaçamadım hayatıma ellerine teslim etmekten, kaçamadım ait olmaktan.
Teslim oldum sonunda, kabullendim ve âşık oldum.

Şimdi mi?
Şimdi aradan 4834 gün geçti. Ama ben hâlâ o gecede, o soğukta senin gözlerinin içine bakarken buluyorum kendimi.

Kayboluyorum karanlıkta, flu görüyor gözlerim…
Saçlarına ak düşmesine şahit oluyorum ve seninle yaşlanıyorum.

Ömür geçiyor ama benim saatim akmıyor, duruyor günlerim.
Bir salıncakta ileri geri sallanıyorum ve her gelişimde kendimi kollarında buluyorum. Geriye doğru aktığımda korkmuyorum senden uzaklaşmaktan, biliyorum ki her ileri salınışımda sen tutacaksın beni. Sen olacaksın karşımda, sen saracaksın bedenimi.

Hayat arkadaşı olmak ne ifade ediyor deseler bana, karşılıklı iki bedenin bir bütün olması derim.

Bir bütün olmak ve tüm eksiklerimizi beraber tamamlamak…
Sen üzüldüğünde seninle ağlamak yerine seni neşelendirmek…
Sustuğunda yeniden konuşman için çabalamak…
Hayal kırıklıklarını iyi kilere döndürmek…
Geleceğe aynı adımı atabilmek…
Belki yan yana, belki karşı karşıya ama her zaman birlikte.

Seninle nice 365 günlere…
(Ve nice mutlu yıllara…)

Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar

Bir yanıt yazın