SORMA
Büşra BÜTÜN

SORMA…

Rüzgâr ne kadar sert esebilir bir anda?
Hava sıcak ve içini ısıtıyorken hayatın bir anda tepetaklak olabilir mi ki?
Beklenmeyen bir fırtına kasıp kavurmaya başlarsa bir anda ne olur peki?
Sorma…
Tutunduğum dal kırıldı.
Düştüm, ellerimin değdiği toprak beni içine çekmeye çalışırken bir avuç aldım ve burnuma yaklaştırdım.
Nasıl böyle kokabilir?
Hâlâ umut dolu ve aynı zamanda ürkütücü…
Korktuğum şeylerin üzerine gitmeyi öğreneli epey oldu aslında.
Şimdi neden çarpıyor kalbim deli gibi?
Neden sarsılıyor bedenim hıçkırıklarıma eşlik ederken?
Ruhum kendini arıyor korkularımın esir ettiği düşüncelerimden sıyrılırken.
Şimdi, tam da şimdi esse ya yeniden rüzgâr, kopsa ya yeniden şiddetli fırtına, eşlik etse ya kopan dallar toprağa…
Benden aldığını yeniden bana verse ya doğa ana.
Nasıl kavuşacağım silinen hatıralarıma, nasıl bir bütün olacak parça parça olmuş heyecanım?
Sorma…
Ben bile bilmiyorum yeniden nasıl ayağa kalkacağımı.
Bacaklarım uyuşmuş, güç aldığım dal mı zarar verdi bana?
Upuzun ve uçsuz bucaksız görünen bir patikada ilerleyebilmem için yolumu bulmaya çalışıyor ama bir yandan da yanlış yönlere sapıyorum.
Ne bir kılavuzum var ne de cesaret hapım…
Sessiz sedasız ilerliyor zaman denilen lanet şey.
Kaybolmadım biliyorum ama kendimi bulabilmem için biraz yürümeye ihtiyacım varken neden adımlarım beni terk ediyor ki?
Sırtımdaki yükle kim bekleyebilir benden ilerlememi?
Kim kızabilir hayatı sorgulamama, kim hesap sorabilir bu halde olmama?
Dalım kırıldı ve ben yerle bir oldum işte.
Anlasan da anlamasan da değişen tek şey yıkık bir beden olarak dünden epey farklı olduğum. Ama ya hislerim?
Onlar duruyor mu sanıyorsun olduğu yerde?
Bedenim düşmüşken duygularımı nasıl zapt edebilirim ki bu ağırlıkla?
Sorma…
Korkuyorum ama pes etmiyorum.
Tüm ziyan olmuş umutlarıma ve resetlenmemiş hayatıma rağmen.
Bugün değil belki ama bir gün ayağa kalktığımda yeniden o dalı yerine takabilirim.
Dudağımın kenarında artık izi kalmayan gülümsemeye yeniden sahip olabilirim belki.
“Nasıl, ne zaman?” diye sorma bana.
Bilmiyorum.
Bilmek istediğimden bile emin değilim ama kıyıda köşede kalmış küçücük umut kırıntıları büyür ve bir gün ışık olarak geri dönerse bana, işte o zaman korkudan geriye iz kalmayacak.
İşte o zaman eşlik eder duyamadığım sesler ruhuma.
Şimdi olduğum yerde kalmayı yakıştıramasam da kendime, zaman diyorum sadece.
Zamanın iyi gelmediği tek bir şey söyleyebilir misin bana?
Rüzgâr ters yönden esmeye başlarsa eğer, kalkabilirim yeniden ayağa.
Tutunabilirim hayata ve fırtınayı görmezden gelmeyi başarabilirim.
Kim bilir.
Ama sen yine de şimdi hiçbir şey sorma bana.

Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar

Bir yanıt yazın