EVİMİZDEKİ DÜŞMAN
Adem Canözer

Evimizdeki Düşman

Millet olarak en büyük eğlencemiz, televizyonun karşısına geçip saatlerce dizi, film ve çeşitli programları izlemek.

Bu yayınları izlerken milletçe pek seçici olduğumuz söylenemez. Belli başlı 4-5 kanalda ne varsa içlerinden birini izliyoruz, hatta kendi içimizde ayıp saydığımız ya da olumsuz görüş belirttiğimiz davranışlarla dolu olan dizi ve programları gözümüzü kırpmadan çocuklarımız ile birlikte heyecanla izliyoruz.

Dallas ile başlayan ve Yalan Rüzgarı ile devam eden dizi izleme alışkanlığımız şimdilerde tavan yapmış durumda. Adeta dizikolik olduk. Açıkçası toplum olarak öyle kaliteli dizileri pek sevmiyoruz. Bir diziyi izlemek için bazı şartlarımız, olmazsa olmazlarımız var: yasak aşk, tecavüz, cinayet, zengin-fakir ayrımı, mafya, kafa kesme, aldatma… Bunlar yoksa o diziyi kimse izlemiyor. Şimdi bu yazıyı okuyanlar “Ben izlemiyorum” diyebilir. İyi de, sen izlemiyorsun, ben izlemiyorum, peki kim izliyor bu dizileri? Bu reyting nasıl yükseliyor? Anne, baba, nene, dede ve çocuklar… İşte en kötüsü de o!

Biz ağzımızın suyu akarak bu dizileri izlerken çocukların değer yargıları bu dizilere göre şekilleniyor. Ülkemizi hatta dünyamızı emanet edeceğimiz çocuklara izlediğimiz programlar ile kötü birer örnek oluyoruz. Çocuğa “kitap oku” diye nasihatta bulunurken bizler çocuklarımızın karşısında rol model olarak kitap okuyor muyuz?

Şimdi bu dizilere ek olarak, marka takıntılı gençler yaratmak üzerine kurulmuş giyim kuşam yarışmaları, ana kuralı yanındakileri satmak olan Survivorlar, birbirlerinin yaptığı yemeği ve sunumu acımasızca eleştiren yemek programları ve gündüz kuşağındaki aldatma üzerine kurulmuş çarpık aile ilişkilerinin gözümüze gözümüze sokulduğu rezil ötesi programlar…

Kendi ellerimizle gelecek nesilleri yok etmeye çalışıyoruz aslında.

Ayrıca magazin programlarında zengin erkekler ve zengin kadınların aldatma temalı aşklarının yer aldığı haberler karşımıza çıkıyor.

Toplumun temeli olan aile bile TV’lerde kurulur olmuş. Evlilik programları, sıfırın altındaki kalitesi ile toplumumuzun seviyesini adeta bir tokat gibi yüzümüze vuruyor.

Akşam haberlerinde cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık, kadına şiddet…

Nihat Doğanlar, Seda Sayanlar, Hülya Avşarlar… idol olmuş.

İşte tüm bunlar bizi ve çocuklarımızı etki altına alırken bizler ne yapıyoruz? Hiçbir şey yapmıyoruz, sadece izliyoruz. Kaliteli yapımlar reyting alamadığı için yayından kaldırılırken bizler hipnotize olmuş gibi TV başında bekliyoruz.

Artık uyanma vakti!

Bu dizi ve programların sizleri uyuşturmasına izin vermeyin. Ahlaki değerlerinize ve aile yapısına uygun olmayan şeyleri izlemeyin. Akşam eve geldiğinizde çocuğunuzla TV karşısına geçeceğinize, çocuğunuzu karşınıza alın, sohbet edin. Onlara doğru ve yanlışı anlatın, evrensel ahlaki değerleri öğretin, onları gerçek birer insan olarak yetiştirin. Yoksa yarın çok geç olacak.

Facebook'ta paylaş
Pinterest'te paylaş
WhatsApp'ta paylaş
İlgili gönderiler
Yorumlar

Bir yanıt yazın